Patric Park-life is a song
I’ve been listening it again and again and i realized that i am not bored yet…
I’ve been listening it again and again and i realized that i am not bored yet…
(Source: flamingxpie)
(Source: busrakirim)
(via yazyazbitmezsimdibu)
(Source: imqween, via busrakirim)

Levent Kazak’ın yazdığı, Laçin Ceylan’ın yönetmenliğini üstlendiği yeni tiyatro oyunu “Cam” ikiyüzlü ilişkilerin güldüren hikâyesini sahneye koyuyor.
AYSA Prodüksiyon Tiyatrosu tarafından sahnelenen “Cam”; resim dersleri veren bir ressam, onun boşanmak üzere olduğu kocası, yakın arkadaşı ve iki öğrencisinin etrafında şekilleniyor. İnsanların kurduğu yakın ve özel ilişkilere yakından bakan “Cam”; bu ilişkilerin sahteliğini ve kırılganlığını esprili anlatımıyla ortaya koyuyor. Başarılı bir kara mizah örneği sunan oyun; aynı şekilde başlayan bir hikayenin, anlık bir karar ve bir rüzgar esintisiyle nasıl iki ayrı yöne akabileceğini şaşırtıcı kurgusuyla gözler önüne seriyor.
Not: Eğer izleyen bir kişinin fikrini sorarsanız ,kadronun güzelliği ve özellikle Selen Uçer ve Deniz Çakır’ın sergilediği harika oyunculuk oyundan haz almanızın başlıca nedeni. Tiyatroya ilginiz varsa çok keyif alabilirsiniz…. :)
İyi miydi? Kötü müydü? Bir karanlıklar evreninin peygamberi miydi? insanın kin, sadizm ve umutsuzluk gibi olumsuz yanlarının sözcüsü müydü? Yoksa dünyayı yeniden yaratmak için gelmiş bir Rus isanın havarisi miydi?
Tarih 1821 ondokuzuncu yüzyıl Rusya Çar Nikolanın baskısı altında ezilmektedir
Toprak işçileri,toprak beyleri arasında açık artırmayla satılmaktadır oysa küçük toprak beylerinin durumları da güvenli değildir sabah akşam bölge komiserinden dayak yemektedirler Devlet dairelerinde müdür memurunu tokatlayarak çalıştırır Kırbaçlamakla kırbaçlanmak en olağan günlük işlerdendir Kazançlar yaşamaya yetmemektedir açlık salgındır aydınlar arasında yıkıcı düşünceler kaynaşmaktadır
Bakışlar gökyüzüne çevrilmiştir Yeryüzü Fyodor Mihayloviç Dostoyevskiyi beklemektedir
Dostoyevski doğduğu zaman Puşkin yirmi iki, Gogol on bir yaşındaydı Her ikisi de ona öncülük edecektir
Tolstoy,Turgenyev’se onunla birlikte yetişecek onunla yarışacaklardır Almanyada Goethe, İngilterede Byron, Fransada Chateaubriand, Stendhal, Balzac ünleri Rusyaya erişmiş olarak yaşamaktadırlar 1843’te Balzac Moskovaya geldiği zaman Dostoyevski onun Eugenie Grandetsini Rusçaya çeviriyordu
Çağ büyük düşünürlerle büyük sanatçıların çağıdır Heine, Hugo, Merime, Poe, Musset, Dickens, Flaubert yetişmektedir
Suç ve Cezanın tasarlanmasından önce bir de Çehov doğacaktır
Dostoyevski ilk yapıtı olan İnsancıkları yayımladığı 1846 yılında yirmi beş yaşındaydı Yıl en önemli yazarların birbirleriyle yarışarak kaynaştığı bir yıldır
Dostoyevski, Byron öldüğünde üç, Goethe öldüğünde on bir, Puşkin öldüğünde on altı, Stendhal öldüğünde yirmi bir, Chateaubriand öldüğünde yirmi yedi, Balzac öldüğünde yirmi dokuz, Gogol öldüğünde otuz bir yaşındaydı
Altmış yaşına kadar yaşayacak, edebiyat dünyasının en sağlam yapıtlarını kuracaktırSuç ve Ceza böylesine bir çevrede 1866 yılında yayımlandı
Dostoyevski Parasızlıktan aç ve mahsur kaldığı o günlerde Suç ve Cezanın doğuşuna tanık olacaktır yeryüzü
Turgenyev (1818-1883) Babalar ve Çocuklarında, Çernişevski (1828-1889) Ne Yapmalısında bu sosyal kargaşalığın nedenlerini araştırıyorlardı
Dostoyevski Suç ve Cezasıyla, Turgenyevie Çernişevskinin karşısına göksel ölçüyü çıkardı Suç ve Ceza bu açıdan Dostoyevskinin kendisiyle yaptığı önemli bir tartışmaydı Nitekim o yılların aydınları bu tartışmaya çok büyük bir önem verdiler, yapıt bir anda bütün Rusyaya yayıldı
Suç ve Cezanın ortaya attığı sorun şuydu: Bir yanda budala, önemsiz, hastalıklı, kimseye yararlı olmayan, tersine, herkese zararı dokunan, niçin yaşadığını kendisi de bilmeyen, yarın nasıl olsa kendiliğinden ölecek bir kocakarı var. Öte yanda da yardım görmediklerinden ötürü yok olup giden genç, körpe güçler… Kocakarının manastıra adadığı paralarla milyonlarca kötülük önlenebilecektir. Şu halde kocakarıyı öldür, parasını al, sonra da bu parayı bütün insanlığın yararına harca.
Bir ölüme karşı binlerce dirilme
Bu bir hesap işidir Hem sosyal dengede bu aptal, bu kötü yürekli kocakarının ne değeri olabilir? Bir bit, bir hamamböceği ondan daha değerlidir. Yaşamak için, yaşamaya değer olmalıdır. Başkalarını sev diyorlar, bundan çıkan sonuç her ikisinin de yarı yarıya çıplak kalmasıdır
Sorun, o yıllar Rusyasının sorunudur Dostoyevski, hukuk öğrencisi Raskolnikovun kişiliğiyle sorunu ortaya attıktan sonra tartışmaya başlıyor
Başarısızlığa uğrayan her şey budalaca görünür. Ben, şimdi budalaca görünen bu eylemle sadece kendime bağımsızlık sağlamak, yaşamak için ilk adımımı atmak, gerekli araçları edinmek istemiştim. Bundan sonra her şey ölçülemeyecek kadar yararlı bir yürüyüş olacaktı. Ama ben, ilk adımda tökezledim. Başarabilseydim benim de başıma taç giydireceklerdi
Raskolnikov niçin başaramamıştır?
Raskolnikov kendi erdemini denemek için öldürmüştü Olağanüstüler doğrudan doğruya yaparlar denemezler
Erdem, düşünce değil, eylemdir O zaman anladım ki Sonya, iktidar, ancak eğilip onu almak cesaretini gösterenlere verilir. iş, cesaret etmekten ibaretti. Sorun, yalnız buydu. Ben, cesaret göstermek istedim, öldürdüm
Dostoyevski, büyük yapıtının sonlarına doğru Tanrıca davranıyor yarattığı kişiyi yargılıyor
Dostoyevski, Raskolnikovu Sibiryaya gönderip eline de, Turgenyevle Çernişevskiye karşı çıkardığı, göksel bir erdemi tutuşturduktan sonra yapıtını şu sözlerle bitirmektedir
Raskolnikov, bu yeni hayatın kendine bedava verilmediğini, onu çok pahalıya, gelecekte yapacağı büyük fedakarlıklarla satın almak gerektiğini henüz bilmiyordu
Raskolnikovun derece derece yenileşmesinin, yavaş yavaş yeniden hayat buluşunun, bir dünyadan bir başka dünyaya geçişinin öyküsü
Raskalnikovun kendi için yaşama tutkusu onu iç dünyasında yüceleştirir ve hak, hukuk kavramlarının tamamını alt üst ederek çözümlemelerde bulunur. Fakat tasarladıkları altında boğulur ve tüm psikolojisi çöker. Kitap boyunca olayları Raskalnikovun gözüyle görüyor,ıstırabı onunla yaşıyorsunuz
Raskolnikov Kalk, hemen şimdi, şu dakikada, dört yol ağzına koş, yere kapan, ilkin kirlettiğin toprağı öp, sonra dört bir yana eğilerek bütün dünyayı selamla, herkesin önünde, yüksek sesle: Ben öldürdüm! diye bağır. O zaman, Tanrı sana yeniden hayat verecektir